10 Kasım 2011 Perşembe

Rüyalar ah rüyalarr


Helsinki'ye en son gidişimin üstünden yaklaşık 5 sene geçti. İlk gittiğimde aşık olmuştum o şehre, tanıdıkça da ülkeye ve kültüre.. İkinci gidişimde ise artık ben tam bir Finlandiya aşığı / manyağı idim. Lise yıllarımda defterlerim fince sözlerle doluydu. Sürekli fince şarkılar dinler, hatta ve hatta odama astığım büyük bir fin haritası ve bayrağıda vardı. O derece yani!! Tabii bu ülkeyi bu kadar sevmemde ki diğer faktörün her zaman sevgili yengem olduğunu söylerim. Has ve has fin olan ama türk kültürünü de çok iyi benimsemiş, benden güzel türkçe konuşan ve çok sevdiğim iki kuzenimin annesi olan çok şeker, iyi yürekli kadın!
Ben hala Finlandiya'yı, bu kültürü çok seven biriyim. Pek değişmedim. Ancak o zamandan bu zamana düşünceler çok değişti. O yıllarda bir avrupa hayaliydi almış başını gidiyordu. Hatta avrupalı bir koca bulup avrupada yaşama fikri çok cazipti. :P ve o zamandan bu zamana da Helsinki'yi sayısız şekilde rüyalarımda görmüşümdür. Ancak dün gece gördüğüm rüya beni öyle çok içine aldı, öyle çok etkiledi ki...
Önce bir mağazadayım. Dolanıyorum. Dil bilmiyorum, ve etrafımda tanımadığım bir sürü insan. Tanıdık yüzler arıyorum, yok! Sonra bir anda kendimi mağaza görevlisi olarak buluyorum, yanımda da bir Türk kızı. Müşterilerle ingilizce olarak anlaşmaya çalışıyorum. Buraya kadar aslında bir sorun yok. Hemen sonrasında da kendimi bir süper markette buluyorum. Etrafta daha çok çalışan Türkler var, arka fonda acıklı bir müzik... Etraf çok karmaşık, çalışılan ortam bir anda sokak pazarına dönüşüyor süper marketten. Türklerle konuşmaya çalışıyorum. Hiç biri konuşmuyor benimle. Herkes işine konsantre. Sonra annem geliyor yanıma. Annem de orada bir çalışan. Yemek kuyruğundayız. Hiç bir anlam veremiyorum onun orada olmasına ama sormuyorumda. Sonra bir karavan hatırlıyorum, oturmuşum orada çalışanlarla birlikte, yine o acıklı müzik çalıyor ve anlatıyorlar orada olmanın ne kadar zor ve aslında yalnızlık dolu olduğunu. Kaçıyorum aniden yanlarından. Koşuyorum, koşuyorum. Uzun bir yol çıkıyor önüme sağ tarafı dağlık, tamamen bozkır ve bulutlu, sol tarafı ise güneşli ve deniz manzaralı...
Hangisini seçtiğimi bilmiyorum, ama sanki dağlık alana yönelecek gibiydim. Zaten orada da rüya bitti :P

Bir gece de bir insan ortalama kaç rüya görür bilmiyorum ama benim rüya görmediğim gece neredeyse yoktur ve karma karışık rüyalar görürüm. Çoğu zaman anlamsız, çizgi film misali rüyalar görürüm. Nasıl bir bilinç altına sahibim bilmiyorum :P ama bu rüya da beni gerçekten etkileyen o yalnızlık, o acıtan müzik ve insanların çaresizliğiydi. Allah kimseyi sevdiklerinden ve olmak istediği yerden ayrı koymasın...

Sevgiler xoxo

2 yorum :

  1. ben de stockholm'de yasiyorum.en kisa zamanda bir finlandiya gezisi yapacagim. ben de iskandinavyayi tanidikca daha fazla seven biriyim

    YanıtlaSil
  2. Helsinki de bulunduğum sene içinde Stockholm'e de gitmiştik günü birlik olarak. Kıyaslama yaptığımda Helsinki bana daha düzenli ve hoş görünmüştü. :) Ama zevk meselesi tabii. Yalnız Finlandiya da gezilmesi gereken bir ülke bence :)

    YanıtlaSil

Yorumlarınız için teşekkürler :)

Beni de okur musun?