14 Aralık 2011 Çarşamba

Kırıkkale'den esintiler # 1




Büyüklerimiz doğru demişler büyük konuşma derken ve ben hayatta hiç bir şey için "asla" dememek gerektiğini o gün anladım. 
Ben aslında "ek kontanjan"dım. Üniversiteye arkadaşlarımdan 3 hafta sonra başladım. Bunun nedeni ilk tercihlerde açıkta kalmamdı. "Asla fransızca okumam ben, yazmayacağım işte" dedim ve açıkta kalınca da tercih ettim. İlk tercihlerimde fransızca yazmış olsaydım belki hacettepe mezunu ya da dokuz eylül mezunu olacaktım, Kırıkkale değil. Ancak bu kadar mutlu olur muydum bilmiyorum. Kırıkkale de okumuş olmaktan ben gurur duyuyorum. İyi ki oradaydım.
Aslında harita da yerini bile bilmiyordum. Sonuçlar açıklanmıştı ve ikinci tercihim olan Kırıkkale fransızca mütercim-tercümanlığı kazandığım yazıyordu. Korktum! İç anadolunun göbeği, bozkır. . Hata mı ettim acaba dedim ve bir kaç gün sonra babam ile kayıt için yola koyulduk. Bomboş bir yer. Hayalimde ki yer değildi. Ben cıvıltılı, harika arkadaş ortamlarına sahip olabileceğim,  arka fonda 80lerin heavy metal gruplarının çalındığı cafelerde oturabileceğim ve sık sık konserlere gidebileceğim bir yer hayal etmiştim. Sanırım küçük yerlerden üniversite ye gidecek olan kişilerin klasik hayallerinden bir kaçıydı benimkiside.
Kayıt için okula vardık. Okul muydu neydi bilemedim. Farklıydı. Üniversite miydi bu??  Kaydı yaptırdık. Artık bende Kırıkkale üniversitesi öğrencisiydim. Sıra yurt bakmaya geldi. Devlet yurduna gittik. Yer yok ama isterseniz kızınız bir öğrencimizle aynı yatağı paylaşır, nasılsa daha sonra yer çıkar, ona da bir yatak veririz dediler. Dalga mı geçiyordu bunlar? Hiç tanımadığım bir insanla aynı yatağı mı paylaşacaktım yani?? Kaçtık adeta oradan. O yılda, sene 2007, daha yeni yapılmış bir kaç özel yurt ve iki kıytırık cafe vardı. Oranın adı Yenişehirdi. Belli, yeni bir şehir değil ama yeni bir yer olma yolunda ilerliyordu ancak bu kim bilir daha kaaaaç sene alır diye düşünmüştüm o an.Yurt ayarlayamadık. Nerede kalacağım meçhuldü. Otogara doğru yola çıktık. Biletimizi aldık ve akşam 11 arabası ile adaya doğru yola çıkacaktık. O sırada, Kırıkkale'ye geldiğimiz otobüsün şoförü aradı bizi. Babamda şoför olduğundan o akşam yola çıktığımız gün babam ve şoför amca muhabbeti koyulaştırmışlar. Bizi evlerine davet ettiler. Ramazan ayındaydık. Orada yemeğimizi yiyip, akşamda yola çıkacaktık. Merkezden, şoför amcanın kardeşi geldi ve bizi aldı ve de hep birlikte eve gittik. Aile kalabalıktı. Aslında iki ev vardı. Biri şoför amcanın evi, karısı ve iki küçük kız çocuğu ile, diğeri ise şoför amcanın annesi, kız kardeşi, erkek kardeşi ve gelinleri ile ... Biz annesinin evine gittik. Çok kalabalık ancak sıcak bir ortam vardı. Yemekler ise harikaydı. O an iç anadolu yemeklerinin gerçekten çok ama çok leziz olduğunu fark ettim. Bizimkilerden farklı ve de çok güzel tatlardı.
Yemekler yendi, koyu bir sohbet başladı. Değişik bir teklif geldi şoför amcadan. "Kızımız isterse bize kalsın yer ayarlayana kadar, ben zaten sürekli yollardayım. Karım ve kızlarım evde, hep birlikte kalırlar. Annem ve kız kardeşimde burada, canı sıkılmaz, rahat eder." Şaşırmıştık. Ne onlar bizi tanıyordu ne de biz onları ki bu devirde kimse kimseye güvenmiyordu. Ancak o an öyle bir atmosfer vardı ki, kabul ettik ve akşamına adaya doğru yola çıktık. Ondan tam bir hafta sonra cumartesi günü de yola çıkacaktım. 
O gün geldi ve ben sabah uyanır uyanmaz ağlamaya başladım. Korkuyordum. Nasıl gidecektim, tanımadığım bir aile ve tanımadığım yabancısı olduğum bir şehir. Annem ve babam geldiler, Biri sağıma diğeride soluma uzandılar, tıpkı çocukluğumda olduğu gibi. "Korkma kızım, hayata atılacaksın, sen artık üniversitelisin, o aile sana yardımcı olacak, hem istediğin zaman çıkar gelirsin" diyerek bana destek olmaya çalıştılar. Akşamına yine yoldaydım. 12 saat yol gittim. Sabah olduğunda Kırıkkale'den beni şoför amcanın kardeşi karşıladı ve doğruca  yengesinin evine götürdü. O sarışın, şeker, cana yakın ablanın yanına...Biraz kahvaltı, biraz sohbet ve ben o yol yorgunluğunun üstüne kendimi yatakta buldum. Rahatça uyudum. Kırıkkale'de ki ilk günüm ve 4 senenin başlangıcını işte o gün o şekilde yaptım.





İstiyorum ki son zamanımda hayatımda yer etmiş, hayatımı şekillendiren olayları sizlerle paylaşayım. Daha devamını yazacağım. Okumak isteyenler olursa ve okuyanlarınız, ne mutlu bana. :)

Sevgiler xoxo

14 yorum :

  1. tatlım çok güzel bir yazı olmuş zevkle okudum çok şanslıymışsın iyi bir aile karşına çıkmış faransızca okuduğunu düşünmemiştim çok ilginç geldi bana eminim üniv. eğitimi için yazını okuyup faydalanıcak çok insan olucaktır oraları görmemiş biri olarakta devamını merakla bekliyorum:)))

    YanıtlaSil
  2. çok teşekkür ederim. Devamını daha sonra yine büyük bir zevkle yazacağım. Sadece arka arkaya yazıp okuyacak olanları bunaltmak istemem, yoksa bana kalsa yazarım da yazarım, en büyük terapi benim için :)

    YanıtlaSil
  3. bu yazını okuyunca aklıma benim üniversite yolculuğum geldi.. güzel günlerdi
    yazının devamını sabırsızlıkla bekliyorum canım..

    YanıtlaSil
  4. Kırkkalede doğdum büyüdüm ama hiç sevmedim, üniversite için de hiçbi tercihimde kırıkkale yazmadım. şimdiki hali gene gelişmiş sayılır önceden akşam 9 dan sonra kimse sokağa çıkamazdı acaip değişik bi durum yani hayalim hep ankarada yaşamaktı oldu çok şükür zaten 18 yaşımdan sonra en uzun 4 gün kalmışımdır annemler halen orda olmasa bir daha gidermiyim bilmem:) tabi senin ortamın arkadaşların üniversite falan derken daha eğlenceli geçmiştir benim içinse en önemli yeri kızılırmak kenarı ve dedeciğimin mezarı, bu kadar.

    YanıtlaSil
  5. @ thestyleblog,fırsatım olsa o günlere geri dönmek ver bir kez daha yaşamak isterdim :)
    @ bahar006, ne mutlu sende istediğine kavuşmuşsun. Ancak senin doğup büyüdüğün yer bende öyle güzel anılar, izler bıraktı ki, bende şimdi o topraklara dönmek isterdim :)

    YanıtlaSil
  6. Adına çok sevindim, kırıkkalede tanıdığım kimse yaşadığı şehirden memnun değil. Neden biliyomusun, hep Ankara'nın gölgesinde kalmış, başa geçenler şehri ilerleteceğine hep geriye götürmüş, benim babam kızılırmak kenarına kocaman bi su sporları tesisi kuracaktı, düşünsene ne kadar ilgi çekerdi, dışardan insanlar gelirdi, gençler için de iyi bir eğlence mekanı olurdu ama olmadık engeller çıkardılar, babam da vazgeçti maalesef. Tam olarak kırıkkaleli insan pek yoktur kırıkkalede, genelde çevre illerden göç alarak büyümüştür. Ama ilk defa kırıkkaleden senin gibi güzel bahseden birini duydum ve gerçekten hoşuma gitti, sevmiyorum dedim ama memleket işte:))

    YanıtlaSil
  7. Baharcım Kırıkkale de tanıdığım başka ailelerde oldu çevrem çok genişti. Bende senin bahsettiğin tarzda şeyler duydum, maalesef ki çok üzücü tabii ki, şu an Kırıkkale çok daha farklı, insanların, öğrencilerin daha güzel bahsettiği bir yer olabilirdi ancak ben umutluyum, ilk gittiğim sene ve son senem arasında ki fark büyük. Sanırım artık insanlarda öğrencilerin velinimetleri olduğunun da farkında ve gelişme gösteriyorlar, bu da beni mutlu ediyor :)

    YanıtlaSil
  8. Ben çok sevdim bu yazıyı (: Devamını bekliyorum doğrusu (:

    YanıtlaSil
  9. çok güzel bi yazı olmuş tatlım,aynen ben de hayatta biyoloji yazmam,hayatta ailemle aynı şehirde okumam deyip ikisini de bir çırpıda yapan bi insanım...O değil de hala Gazi'yi,Marmara'yı yazmadığıma pişmanım :s

    YanıtlaSil
  10. Çok teşekkür ederim Özbiocum. Sanırım bazen Allah al bakalım sana sen misin öyle diyen deyiveriyor :)Allah bundan sonra pişmanlık yaşatmaz umarım canım

    YanıtlaSil
  11. kızz nasıl guvendınız aıleye orasını anlamadım ben annen baban flan bu devırDe nasl kbul eddınız /:

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilmem :) bir an da her şey gelişti. Allah büyük işte. Dünya'nın civisi çıktı ama hala temiz kalpli insanlar yok değil :)

      Sil
    2. demekkı sende temız kalplıymıssınkı basına bısı gelmemış bırden evet demıssınız canım mucızelere ınanırım ben ....

      Sil

Yorumlarınız için teşekkürler :)

Beni de okur musun?