15 Eylül 2012 Cumartesi

Sonbahar, korkuyorum senden...


Kime sorsan farklı bir mevsim adı söyler sana, zira herkesin kendini ait hissettiği, kendini daha mutlu hissettiği zamanlar vardır. Mesela annem. Sonbahar ve kış onun için en güzel mevsimlerdir. Yağmuru sever, bulutlu havayı sever. Ondan mutlusu yoktur sanki o iki mevsim yaşanırken.
Arkadaşlarım... Bazı arkadaşlarım var bulutlu havaları seven. Ellerinde bir fincan bitki çayı ve bir kitap.. Ya da olmadı arka fonda bir şarkı, yağmur yağarken pencereden yağmuru ve ıslanan insanları izleyen arkadaşlarım.. 
Düşününce kulağa hoş geliyor değil mi? Ben de severim aslında yağmuru, yağmur sesini, sonrasında ki toprak kokusunu.. Hele ki aniden başlayan yağmurları.. Üstüne bir de sevgilinizle yolda el ele yürürken başlamışsa ve sizi sırılsıklam ıslatmışsa.. Güzel olduğu zamanları var.. Hem yağmur zaten berekettir. Allah eksikliğini göstermesin. Ama ben ne düşünürsem düşüneyim beni hiç bir şey güneşli yaz havalarından alıkoyamıyor. Belki de temmuz doğumlu oluşumdan kaynaklıdır. Eğer o gün uyandığımda güneş açmışsa güne bir adım önde başlıyorum. Sonrasında eksiler var ve ya artılar, orası muamma.
Bulutlu havaları sevmiyorum, hele ki Kuşadası'nda hiç sevmiyorum. Değişen mevsimle birlikte azalan insan sayısının da buna bir etkisi olabilir. Çünkü ben cıvıl cıvıl olan yerleri seviyorum. Kuşadası kışın tam bir ölü kasaba..
Belki de bu yüzden dört sene İç Anadolu'nun, bozkırın göbeğinde olmama rağmen sonbahar ve kış beni olduğundan fazla rahatsız etmedi. Hatta çoğu zaman güzel bile geldi. Belki Kırıkkale'ye ve Ankara'ya kendimi bu kadar ait hissetmemin sebebi de budur. Her şeyden önce insanlar var. Gençler var, neşe var, yeri geldi hüzün oldu ama neşe sonunda baki kaldı. 
Ama sevgili Ada.. Yazın güzelsin, hem de çok güzelsin. Keşke hep öyle kalabilsen. Ama ne zaman ki bulutları kendine dost edinmeye başlıyorsun ve sonrasında canın yanıp ağlamaya başlıyorsun, işte o zaman kızıyorum sana, soğuyorum senden bir anda. Korkutuyorsun beni. Zaten son zamanlarda karamsarlık kaplayan içimi daha da karartıyorsun. Varsın olmasaydı denizin ama en azından yeşilini bıraksalardı, ağaçlarını, dallarını bıraksalardı. O zaman belki daha farklı olurdu. Görseydim sonbaharın renklerini, hani insanların hep bahsettiği sarı, turuncu, kahverengi yapraklarını dökmeye hazırlanan ağaçları.. Belki de o zaman severdim. Ama sen ağladığında denizin de kızıyor sana. Köpürüyor bir an da. Rüzgar bağırıyor sana. Dışarı çıkmak cesaret işi işte o zamanlarda. 
O zamanlar yine geliyor. Gün be gün.. Akşam 7 buçukta perdeleri kapatmaya başladın bile. Geceleri de üşümeye başladım üstelik. Artık üstüm açık yatamıyorum. Pikeyi boğazıma kadar çeker oldum. 
Öyle işte benim sevgili memleketim. Seni severim ama her zaman değil... Hüznüme hüzün kattığın zamanlarda değil..

2 yorum :

  1. amannn kuzuya bak..ada'nın her hali güzeldir kuzu deme öleee :( ben aralık çocuğu oldugumdan heralde kışı hep daha sevmişimdir.adayı da kışın daha çok severim,belki de her yaz sezon yoğunluğundan bıktığımdandır:( bilemedim şimdi :(

    ama ADA hep güzeldir,güzeldir be.
    kışın sadece bize kalır ADA ;)

    YanıtlaSil
  2. Kuşadası'nda sonbahar insana sevilecek bir yan vermiyor.. Ben zaten sonbaharı bile sevmem, hele Ankara'da.. Soğuk, rüzgar, kat kat giyinmek.. Sevemiyorum işte :(

    YanıtlaSil

Yorumlarınız için teşekkürler :)

Beni de okur musun?