6 Mart 2018 Salı

Lohusa Deresyonu - Annelik Hüznü - Baby Blues

Böyle bir yazı yazabileceğim aklıma gelmezdi zira ben yengeç burcuyum. Bilirsin belki yengeç burçları en anaç burçtur, çoluk çocuk sever, fedakardır namı diğer ana gibi anadır, yani en azından böyle ifade ederler. Severim bebekleri. Bebekler sevilmez mi hiç? O minnacık suratları, elleri, ayakları Allah'ım ne güzel şeyler...  Ama bazı şeyler ilk başta toz pembe sandığımız gibi değilmiş be sevgili okur.
Hamileliğim sürpriz bir şekilde oldu. Kendimi hazır hissettiğimi sandığım bir dönemdi fakat bu kadar çabuk gerçekleşeceğini hiç düşünmemiştim. Test alıp sonucunu gördüğümde büyük bir şok yaşadım zaten. O an bu bebek için hazır olmadığım sinyalleri çaktı beynimde. Kendi kendime " h...ss..tr ben ne yaptım!! " dedim. Oturdum bir süre ağladım. Ama kendimi toparlamam uzun sürmedi. Kısa bir süre sonra hamileliğimin idrakına varmaya hatta hamilelikten keyif almaya bile başladım. İçimde büyüyen bir canlı vardı. Bu bir mucizeydi, bu bize Allah'ın verdiği bir emanetti. Şükürler olsun ki aratmadan bize bu emaneti bahşetti.
Hamileliğim çok rahat, tam da hayal ettiğim şekilde devam etti. İçimde büyümeye devam eden emanetimizi giderek sevmeye,sahiplenmeye ve onun için heyecan duymaya başlamıştım. 3 haftalık doktor kontrollerimi heves ile bekler onu görebilmek ve iyi olduğunu duyabilmek için sabırsızlanırdım. 19. haftaya geldiğimde ilk hareketlerini hissetmeye başladım. Muazzam bir duyguydu. Her hareketi onun iyi olduğuna ve varlığına bir işaretti ve beni inanılmaz derecede mutlu kılıyordu. Öyle ki bazı anlarda ultrason fotoğraflarına bakıp ne kadar güzel bir oğlum var diye ağladığım bile oluyordu. Gel zaman git zaman hamileliğimin sonuna yaklaştım. Normal doğum hayal ederken bir takım sebeplerden dolayı sezeryan olmak zorunda kaldım. İlk şoku böyle yaşamış oldum. Sezeryandan deli gibi korkuyordum. Öyle ki doğumun gerçekleşeceği gün oğlumu kucağıma alacağım için heyecan bile duyamadım. Korkum her şeyin önüne geçti. Sezeryan saati geldi. Hazırlıklar yapıldı.. Artık oğluma kavuşmaya az kalmıştı ancak içimde hala bunun heyecanını tam anlamıyla duyamıyordum taa ki kesik kesik ağlamalarını duyana kadar. Onun o sesiyle ben de hıçkırıklara boğuldum. Hemşirelere "hadi artık oğlumu bana gösterin "diye yalvardım. Buraya kadar her şey normal. İlk karşılaşma, onu ilk kucağıma aldığım an, emzirmeye çalıştığım an. Her şey güzel. Korkumu atlattım ve oğluma kavuştum. Daha sonra saatler ilerledikçe, hemşireler yarım saatte bir emzirmem gerektiğini üstelik bir de ameliyat sonrası sıkça yürümem gerektiğini söyleyince, her şey bir anda üst üste geldi. Yorgun, bitkin, uykusuz bir haldeydim. Bebeği emzirmek için her doğrulduğumda ağrılarım artıyordu. Bir süre sonra emzirmek istemedim ama emzirmek zorundaydım. İçimden bir ses sürekli olarak " uyumaya devam etsin ki ben de biraz uyuyayım " diyordu. Halbuki sütün gelmesi için hem emzirmem hem de ameliyat sonrası yürümem gerekiyordu. 
Bıkkınlık, uykusuzluk ve yorgunlukla geçen bir geceden sonra ertesi gün akşam üzeri taburcu oldum. Tabii ki doğal olarak evimiz kalabalık. annemler, kayınvalidemler, yardım etmek için herkes orada. Bir anda evimin düzeni değişti. Son iki senedir düzen takıntılı olan ben için stresli anların başlangıcıydı bu. Bir de kocayla yatak ayırma muhabbeti var tabii. O gece kayınvalidem ile uyudum. Bebek her ağladığında birlikte kalktık, ilgilendik. Yorgundum, uykusuzdum, tek istediğim en azında 2 saat deliksiz uyuyabilmekti. Günler emzirmek, alt değiştirmek, gaz sancıları ile baş etmeyi öğrenmek ile geçti. Giderek daha çok yorulmaya ve uykusuzluğu daha çok hissetmeye başladım. Gündüzleri bebek uyuduğunda uyuyabilsem belki biraz faydası olacaktı ama ne mümkün. Ben tam uykuya dalacakken başlıyordu ağlamaya. Eşimin de iş temposunun yoğun olması, onunla vakit geçirememem, evin kalabalık olması ve düzenin sıfıra inmesi. Bunların hepsi üst üste gelince ben de bebeğe karşı bir duygu karmaşası başladı. Eşimi çok özlüyordum. Bir anda en büyük destekçimi kaybetmiş gibi hissettim. Bebeğimizi aramızda bir engel gibi görmeye başlamıştım. Sık sık emmek istemesine sinirleniyordum. Onu emzirmek istemiyordum bazı zamanlar. Kafamda bir ses sürekli olarak çok büyük bir sorumluluk aldığımı, artık bu işin geri dönüşü olmadığını söylüyor ve beni giderek korkutuyordu. Hemen her gün ağlıyordum. Mutsuzdum. Ne yaptım ben diyordum kendi kendime. Hazır değildim. Hamile kalmamalıydım diyordum. Sürekli olumsuz düşünmeye başlamıştım. Bize bahşedileni göremiyordum adeta. İnternetten lohusa döneminde sıkıntılar yaşamış kişilerin yazılarını okumaya başladım, taze anne olan arkadaşlarım ile yazıştım, konuştum. Hepsi ortak bir şey söylüyordu " bu hissettiklerin çok normal, zamanla hepsi geçecek " Demek ki yalnız değildim. Böyle hisseden bir çok kişi vardı. Bu bize hormonlarımızın bir oyunuydu ve geçecekti. Ben bebeğime alışacaktım o ise bana ve henüz gelmiş olduğu bu dünyaya alışacaktı. Hepsi bir süreç ve sabır gerektiriyordu. Nitekim de öyle oldu. Hiç geçmeyeceğini sandığım o buhran zamanım Allah a şükür ki sadece 2 hafta sürdü. İnsanlarla konuştukça rahatladığımı hissettim. Aile olarak birlikte yaşamayı öğrenecektik. Şanslıydık ki Allah bize zorluk yaşatmadan vermişti bu emaneti. Daha ne istiyordum ki Allah'tan belamı mı? Şükretmem gerekirken ben ne yapıyordum??  
Giderek olumsuz düşüncelerden sıyrılmaya başladım ve oğlumun yüzüne bakıp onun güzelliğinin tadını çıkarmaya çalıştım. Bana muhtaçtı, onun bütün dünyası bendim. Ben beslersem beslenecek, altını değiştirirsem temizlenecek, onu kucaklarsam o sıcaklığı hissedecekti. Onun hiç bir suçu yoktu, hiç bir günahı yoktu.
2 hafta sonrasında uykusuzluğa alıştım. Artık gece uyanmaları zor gelmemeye başladı ilk haftalardaki gibi. Ne yapmam gerektiğini de öğrendikçe daha kolay olmaya başladı her şey. Cennet kokusunu duymaya, evlat denen canlının kıymetini anlamaya başladım. 
Demem o ki, tek ihtiyacımız olan şey sadece biraz zaman ve bizi anladığını, anlayacağına inandığımız kişilerle bolca konuşmak, dertleşmek. Bu süreç hemen hemen hepimizin başından geçiyor. Yalnız değilsin yani. Şimdi zor gelecek sana her şey ama zaman öyle çabuk geçiyor ki kendimizi toparlayıp tadını çıkarmaya çalışmalıyız. 

2 yorum :

  1. en büyük endişemi yazmışsınız. ben hiçbir zaman buna hazır olamayacağımı düşünüyorum, daha yaşamadan hissediyorum sanki boğuluyorum hayatım ellerimden kaymış gibi..ya ölesiye mutsuz olursam, ben mutsuz olursam onu nasıl mutlu edebilirim.
    size çok teşekkür ederim tüm gerçekliğiyle deneyiminizi ve duygularınızı paylaştığınız için ve adınıza mutlu oldum bebekli hayata alışmıssınız.daha sık yazmanız dileklerimle sizi okumayı seviyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oncelikle tesekkur ederim. Evet, bu biraz zorlu bir surec ama bebeginiz buyudukce size tepkiler verip gulucukler sacmaya basladikca her sey bambaska oluyor. Isteyen herkese bu duygu nasip olsun insallag

      Sil

Yorumlarınız için teşekkürler :)

Beni de okur musun?